8 Eylül 2011 Perşembe

İçimde aptal bi burukluk var.

Ne istediğini bilmeyen küçük bi çocuk gibiyim.

Yazmak isteyen ama nasıl anlatacağını bilmeyen sıradan bi insan..

Şu an ki duygularımla uzaktan yakından alakası olmayan bi şarkı dinliyorum.

Düşünmeye çalışıyorum.

Etraf o kadar dağınık ki düşünmemi engelliyor.

Toplamam lazım ama neden bilmiyorum. Sadece toplamalıyım diyorum.

Eve benden başka kimse gelmiyor bi akşamları annem falan.

Düşüncelerim, duygularımda en az o kadar dağınık.

şarkıyı değiştirmişim farkında bile değilim.

Evin içinde dolaşıyorum. Huzursuzluk mu desem nasıl anlatsam tuhaf bi şeyler var işte.

Sanki bi şeyler değişiyor değişmesini istemiyorum ama engelde olamıyorum..

Artık mutluluğu çikolata da aramıyorum mesela. Biraz önce belki gülümsetir, iyi hissettirir diye pasta yedim. Hani eskiden mutlu oluyordum ya öyle belki yine olurum diye.

Olmadı ama. Yine suratım asık ve huzursuzum.

Artık pastayla çikolatayla mutlu olmamam büyüdüğümü mü gösteriyor ki, anlayamadım.

Şey acı çekiyorum sanırım.

Eskiden yaptıklarımı düşünüyorum. Bir yıl önce bu aylarda ki halimi.

Doğru şeyler yapmıyordum kabul. Pişmanım belki. Ama bi şeyi değiştirmez. Geçmişi düşünmek hiçbi şeyi değiştirmez.

evet ben.

Uzun bi süredir tepkisiz yaşıyorsun farkında mısın? Tabi ki değilsin. Ne saçmalıyorum ki. Normalde kahkahalar atacağın şeyler şimdi sadece dudağının kenarında hafif bi tebessüm oluşturuyor. Konuşmaya tenezzül bile etmiyorsun. Genel de kısa bazense mimiklerinle cevap veriyorsun.

Tıpkı fırtına öncesi sessizlik gibisin.. Konuşmaya başlarsan, tepkilerin ortaya çıkarsa hem senin canın çok yanacak hem de etrafındakilerin. Fırtına öncesi sessizlik..

Belliydi aslında bunun olacağı. Hep bu tepkisizliğin yüzünden elindeki bardağı düşürdüğünde cam parçalarının arasında oturup ağlaman. O kadar dalgınsın ki bazen duvara yaslanmak için bir adım geri gittiğinde yere düşüyorsun. Oysa duvara yaklaşman için 4-5 adım gerekirken.. Bunlar ağlatmazdı seni. Bunlar senin için, bizim için ağlanacak sebepler değildi. Diyorum ya hep bu tepkisizliğin yüzünden. Duygularını, tepkilerini ne kadar saklamaya çalışırsan çalış en ufak yerden patlak verip daha anlamsız, sebepsiz şeyler yüzünden üzülüp sinirleneceksin. Aslında sinirlenmen, ağlaman bunlar yüzünden değildi bu güne kadar sinirlenip, üzülmen gereken şeyleri saklayıp tepkisiz kaldığın içindi.

Bırak kimden neyi saklıyorsun ki? Başkalarının düşünceleri neden bu kadar önemli ki? İçinden geldiği gibi ağlamayı, sinirlenip bağırmayı öğrenmelisin. Zarar gören sen oluyorsun.
Sitemkar ses tonunu özlemişim. Daha önce söylemiş miydim hatırlamıyorum ama sesinde hiç nefret olmadı senin. Kimseden nefret ettiğini görmedim.. Kızarsın, bağırır çağırırsın ama anlıktı bunlar hep. Sen hiç kimseden nefret etmedin, belki de edemedin.. Sitem edersin, özellikle söz verip tutmayanlara.. Kolay kolay kırılmazsın da sen. Ama biri seni kırarsa kendini affettirme şansın yok. Hı birde gözlerin de ki umut hiç sönmedi senin.

22 Ağustos 2011 Pazartesi

Tüm insanların ilgisini veya ilgisizliğini umursamazca var olmak,
Ruhumu sıkan aptal aşk işleriyle uğraşmamak,
Kendime -ne kadar küçük düşürülüp aşağılansamda- hala güvenebilmek,
Şu mutsuz bok gibi ruhani sıkıntılı halimin vakumlanarak çekilmesini sağlamak,
Ve geçmişte yaptığım her hatayla hala barışık olmak isterdim.
Bi de bu kadar dramatize etmeseydim iyiydi sanki

31 Temmuz 2011 Pazar

Belki

Belkide benden daha fazla olgunsun. Hiçbir zaman kabullenmediğin o çocuk ruhunla birlikte.
Neden gülüyorsun mutsuzsan?
Neden ağlıyorsun mutluyken?
Benim yanımda ağlayamadığını biliyorum. Odalara veya tuvaletlere kaçıyorsun, benden, koşarak. Yanaklarındaki nemden ağladığını farketmediğimi mi sanıyorsun? Kimse seni anlayamazmı? Ben anlayamaz mıyım?
Yüzüme bak ve cevap ver !